Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Sonuçta kaybeden Müslüman, kanı akan Müslüman, ağlayan Müslüman oluyor. Bu gidişat ne zamana kadar sürecek?ne zamana kadar bizler bu zulüm altında kalacağız ? yokmu feryadımıza kulak veren yokmu yaralarımızı saran evet haykırmalıyız ve sahibimiz olan Azizi’ül müntakim olan Rabbimizden yardım dilemeliyiz çünkü odur mustazafların rabbi odur tek dayanağımız.O halde ALLAH ın bizlere yüce kitabında buyurduğu gibi mustazafları yeryüzüne varisler kılalım(kasas 5) ayeti celilesini bir daha düşünüp tefekkür edelim Rabimiz bizden hareket amel ve eylem istiyor içinde bulunduğumuz bu mubarek üç ayları alışılageldiğimiz sadece oruç namaz tesbih ile değil insanları bilgilendirme be bilinçlendirme hususunda gayretli olalım yoksa bu kan emici vampirler topluluğu bizim kanımızı emmeğe devam edecektir.
Rahmetli imam Humeyni r.a. bir keresinde aynen şu ifadeyi kullanarak dikkatimizi önemli bir noktaya çekiyor ve şu hakikatı bizlere anlatıyor.
"Eğer biz Müslümanlar namaz dua ve zikirden başka şeyle meşgul olmazsak sömürücü emperyalistlerle onların işbirlikçisi zalim devletler bize hiç karışmazlar.
Gidin istediğiniz kadar ezan okuyup namaz kılın; onlar da neyimiz varsa neyimiz yoksa hepsini alıp götürsünler, sizde onları Allaha havale edin öylemi?La havle vela kuvvete illa billah!!! Bu halimizle birde öldüğümüz zaman sevap kazanmayı umacağız Allahtan öylemi?! Mantığımız bu olursa eğer onlar bize hiç mi hiç karışmazlar."
Meşhur, bir hadise vardır işgal edilmiş bir İslam coğrafyasın da işgalci komutan çarşıyı dolaşırken anında okunan ezan sesiyle irkilir ve nedir bu ses yoksa Müslümanlar isyanmı ediyor der, yanındaki yaver hemen şöyle der komutanım bu Müslümanları ibadete bir çağrıdır der o zaman komutan bize bir zararı varmıdır der hayır yoktur cevabını alınca can alıcı sözünü sarfeder bırakın istediği kadar bağırsınlar der.
Sözün kısası biz Müslümanlar birbirimizle didişip uğraşalım gerçek düşmanın bu aziz ümmete yaptıklarını konu etmiyelim ,senin mezheb benim mezheb senin partin benim partim senin şeyhin benim şeyhim bu böyle devam edip tartışmalarımıza konu olsun, büyük şeytan Amerika binlerce kilometreden gelip bu ümmetin alın terini sömürsün yüzbinlerce kardeşlerimizi katl etsin ebu gureyb ler Guentanamo'lar zindanlarında boyunlarımıza tasmalar takıp bizleri aşağılasın ırzımıza namusumuza tasallut etsin. Peygamberlerin varisleri olan alimlerimiz sus pus otursun öyle mi..?
Gerçek alim ve mucahid Şeyh Ahmet Yasin nin biz Müslümanlara bıraktığı vasiyetini burada yayınlayarak her okuyucu kardeşlerimi bir daha düşünmeye ve o büyük Şehidi rahmetle anmaya davet ediyorum ve diyorum ki;
"Allahım biz Müslümanlara şuur basiret feraset ve direniş nasip et. Yeryüzünde mücadele eden yalnızca senin rızanı dileyen ve senin hükmünü hakim kılmak için can veren tüm Şehitlerimizi hususen ikinci seneyi devriyesinde mavimarmara nın şanlı şehidlerini de rahmetle ve hürmetle anmaya davet ediyorum. Emperyalist Siyonist zalimlere karşı direnen direniş erlerine selam olsun."
Mavimarmara49@hotmail.com
"Bırakın savaşçı onuruyla ölelim!
Allah'ım! Ümmetin suskunluğunu sana şikâyet ediyorum!
Ben ki kocamış bir yaşlıyım. Kurumuş iki elim, ne kalem tutuyor ne de silah!
Sesimle yeri inletecek güçte bir hatip de değilim!
Ben ki saçları ağarmış, ömrünün son demlerinde, türlü hastalıkların yıktığı ve üzerinde zamanın belâlarının estiği biriyim!
Tek isteğim, benim gibi Müslümanların zaaf ve aczinden müteessir olanların yazmasıdır!
Siz ey Müslümanlar! Suskun ve aciz, helâk olmuş ölüler!
Hâlâ kalpleriniz sızlamıyor mu, başımıza gelen bu acı felâketler karşısında? Bir halk yok mu? Hiç mi kimse yok, Allah için ve ümmetin namusu için kızacak?
Şerefli direnişçilerken, bizleri katil teröristler olarak ilan edenlere karşı duracak! Bu ümmet utanmaz mı, şerefi çiğnenirken?
Omuzlarımıza el verecek ve gözyaşlarımızı silecek bir bakış! Bu ümmetin kurumları, sivil güçleri, partileri, teşkilâtları ve bariz şahsiyetleri, Allah için kızmaz mı? Tümü birden sokaklara dökülüp, bizim için dua etmeye;
"Ey Rabbimiz! Gücümüzü topla, zaafımızı gider ve mü'min kullarına yardım et!" diye çağıramaz mı? Buna da mı gücünüz yetmiyor?
Yakında bizim büyük ölümlerimizi duyacaksınız, o zaman alınlarımızda şu yazılacak:
"Bizler direndik! İleri atıldık ve kaçmadık!"
Ve bizimle birlikte çocuklarımız, kadınlarımız, yaşlılarımız ve gençlerimiz ölecek! Onları, bu suspus ve bön ümmete yakıt yapacağız!
Bizden, teslim olmamızı ve beyaz bayrak dikmemizi beklemeyin! Çünkü biz, bunu yapsak da öleceğimizi biliyoruz.
Bırakın savaşçı onuruyla ölelim!
Dilerseniz bizimle olun, elinizden geldiğince, öcümüzü sizden her biri boynuna taksın!
Dilerseniz bize acıyarak ölümümüzü izleyin! Temennimiz, Allah'ın, emaneti savsaklayan herkesten kısas almasıdır! Umarız bizim aleyhimize olmazsınız!
Allah aşkına, bari aleyhimize olmayın!
Ey ümmetin liderleri, ey ümmetin halkları!
Allah'ım!
Sana şikâyette bulunuyorum...
Sana şikâyette bulunuyorum...
Gücümün azlığını, imkânımın yetersizliğini ve insanlara karşı zaafımı Sana şikâyet ediyorum.
Sen mustazafların Rabbisin... Sen bizim Rabbimizsin... Bizi kime bırakıyorsun? Bize cehennem olacak uzaklara mı? Veya düşmana mı?
Allah'ım! Akıtılan kanlar, dokunulan ırzlar, çiğnenen hürmetler, yetim bırakılan çocuklar, oğlunu yitirmiş anneler, dul kalmış kadınlar, yıkılmış evler ve ifsad edilmiş ekinler aşkına Sana şikâyette bulunuyorum.
Sana şikâyette bulunuyorum! Gücümüz dağıldı... Birliğimiz bozuldu... Yollarımız ayrıldı...
Halkımızın zaafını ve ümmetimizin bize yardım edip, düşmanı yenmedeki aczini Sana şikâyet ediyoruz..."
ŞEHİD Şeyh Ahmet Yasin
Zeki KAYA